İçeriğe atla
TV

Bir İşletmeyi Kurmak Başlangıçtır: Asıl Mesele Onu Finansal Olarak Yaşatabilmektir

Dr. Fin · · TV

Bir işletmenin kuruluş hikâyesini dinlediğimizde çoğu zaman ilk dikkatimizi çeken şey girişimcinin fikri, cesareti, mücadelesi ve karşılaştığı güçlükler olur.

Oysa şirketler büyüdükçe başka bir gerçek ortaya çıkar:

İyi bir iş kurmakla, finansal olarak güçlü ve sürdürülebilir bir işletme kurmak aynı şey değildir.

Bir şirket çok satış yapabilir ama nakit sıkıntısı yaşayabilir.

Kârlı görünebilir ama borçlarını çevirmekte zorlanabilir.

Siparişleri artabilir fakat artan işletme sermayesi ihtiyacı nedeniyle banka limitlerine daha fazla ihtiyaç duyabilir.

Yeni makine yatırımı yapmak isteyebilir ancak yatırımın finansman yapısı yanlış kurulursa büyüme, şirketi güçlendirmek yerine bilanço üzerinde baskı oluşturabilir.

Bu nedenle girişimcilik hikâyesinin görünmeyen tarafında her zaman ikinci bir hikâye vardır:

Şirketin finansal hikâyesi.

SATIŞ VARSA PARA DA VARDIR DÜŞÜNCESİ NEDEN YANLIŞ?

İşletmelerde en sık karşılaşılan yanılgılardan biri satış ile nakdin aynı şey olduğunun düşünülmesidir.

Bir firma bugün 10 milyon TL satış yapabilir.

Ancak müşterilerine 90 gün vade veriyorsa, stoklarını 60 gün taşıyorsa ve tedarikçilerine 30 günde ödeme yapıyorsa şirketin satışları büyüdükçe finansman ihtiyacı da büyüyebilir.

Paradoks tam burada başlar:

Şirket büyürken kasası daralabilir.

Bu nedenle işletmenin yalnızca cirosuna veya dönem kârına bakmak yeterli değildir.

Şu sorular daha önemlidir:

Satış ne zaman nakde dönüşüyor?

Stok kaç gün şirketin üzerinde kalıyor?

Müşteriler kaç günde ödeme yapıyor?

Tedarikçilere kaç günde ödeme yapılıyor?

Bankalara yapılacak kredi ödemeleri hangi tarihlerde yoğunlaşıyor?

Vergi, SGK, maaş, çek ve diğer işletme ödemeleri hangi dönemlerde nakit baskısı yaratıyor?

Bütün bunlar birlikte değerlendirildiğinde şirketin gerçek finansman ihtiyacı ortaya çıkar.

BANKA ŞİRKETE GİRİŞİMCİNİN BAKTIĞI GİBİ BAKMAZ

Bir girişimci doğal olarak işletmesine içeriden bakar.

Ürününü bilir.

Müşterilerini tanır.

Sektördeki fırsatları görür.

Önündeki siparişleri bilir.

Yapacağı yatırımın neden gerekli olduğunu anlar.

Bankadaki kredi karar vericisi ise işletmeye farklı bir pencereden bakar.

Onun önündeki temel soru şudur:

“Bu işletmeye kullandıracağımız kaynak, hangi nakit akışıyla ve hangi şartlarda geri dönecek?”

Dolayısıyla işletme sahibinin bildiği hikâye ile bankanın gördüğü finansal tablo arasında bazen ciddi bir iletişim boşluğu oluşur.

Bir şirket sahibi:

“Yeni makinayı alırsam üretimimi artıracağım.”

diyebilir.

Banka açısından ise bunun devamındaki sorular önemlidir:

Makinenin toplam yatırım tutarı ne kadar?

Yatırımın ne kadarı özkaynakla karşılanacak?

Yeni kapasite gerçekten siparişe dönüşecek mi?

Ek kapasitenin işletme sermayesi ihtiyacı ne olacak?

Makinenin yaratacağı nakit, kredi taksitlerini karşılayabilecek mi?

Yatırımın geri dönüş süresi kredi vadesiyle uyumlu mu?

İşte kredi çalışmasının önemli olduğu nokta burasıdır.

Amaç şirketi olduğundan güzel göstermek değildir.

Amaç, şirketin gerçek ticari gerekçesini finansal olarak anlaşılır ve savunulabilir hale getirmektir.

BANKALAR NEDEN BAZEN İYİ ŞİRKETLERE DE KREDİ VERMEK İSTEMEZ?

Bir kredi talebinin değerlendirilmesinde yalnızca şirketin kârlılığına bakılmaz.

Karar birçok unsurun birlikte değerlendirilmesiyle oluşur:

Finansal tablolar,

nakit üretme kapasitesi,

mevcut banka borçları,

borç ödeme performansı,

kredi kullanım amacı,

sektör riski,

müşteri ve tedarikçi yoğunlaşması,

teminat yapısı,

firma ortaklarının geçmişi,

Risk Merkezi kayıtları,

mevcut banka limitleri,

çek ve ödeme davranışı,

öz kaynak yapısı,

işletme sermayesi ihtiyacı

ve talep edilen kredinin şirketin ölçeğiyle uyumu.

Bu nedenle kredi kararını tek bir finansal oran üzerinden okumaya çalışmak çoğu zaman yanıltıcıdır.

Bir firmanın cari oranı düşük olabilir ama güçlü ve düzenli nakit akışı bulunabilir.

Başka bir firmanın bilançosu güçlü görünebilir ancak ciddi tahsilat problemi yaşayabilir.

Bir başka şirket hızlı büyüyor olabilir fakat büyümeyi finanse edecek işletme sermayesi oluşmamış olabilir.

Bankacılıkta önemli olan tek bir sayının güzel görünmesi değildir.

Tablonun bütünü tutarlı olmalıdır.

KREDİ TALEBİNDE EN KRİTİK SORU: PARA NEREDE KULLANILACAK?

Birçok işletme kredi görüşmesine doğrudan rakamla gider:

“10 milyon TL limite ihtiyacımız var.”

Fakat banka açısından 10 milyon TL tek başına bir gerekçe değildir.

Asıl soru:

Neden 10 milyon TL?

Örneğin;

stok finansmanı mı?

artan satışların işletme sermayesi ihtiyacı mı?

makine yatırımı mı?

ihracat siparişlerinin finansmanı mı?

mevcut kısa vadeli borcun daha uzun vadeye yayılması mı?

sezonluk finansman ihtiyacı mı?

yeni mağaza veya tesis yatırımı mı?

Kredi kullanım amacı netleştiğinde kullanılacak finansman türü de daha sağlıklı belirlenebilir.

Çünkü altı ay sonra tahsil edilecek ticari alacağı on yıllık krediyle finanse etmek ne kadar yanlışsa, uzun ömürlü bir makine yatırımını çok kısa vadeli işletme kredileriyle finanse etmeye çalışmak da şirketin nakit yapısını bozabilir.

Finansmanda temel prensiplerden biri şudur:

Finanse edilen varlığın veya ihtiyacın ekonomik ömrü ile kullanılan kaynağın vadesi mümkün olduğunca uyumlu olmalıdır.

BÜYÜYEN ŞİRKETLERİN GÖRÜNMEYEN SORUNU: İŞLETME SERMAYESİ

Bir firma 50 milyon TL cirodan 100 milyon TL ciroya çıkmak istediğinde yalnızca daha fazla ürün satmaz.

Çoğu zaman daha fazla stok taşır.

Daha fazla hammadde alır.

Daha yüksek personel giderine katlanır.

Müşterilerinde daha fazla alacak biriktirir.

Daha yüksek vergi ve operasyon yükü oluşur.

Dolayısıyla büyüme finansman gerektirir.

İşletme sermayesi planlanmadan gerçekleştirilen hızlı büyüme, başarılı görünen şirketleri bile nakit sıkışıklığına götürebilir.

Bu yüzden patronun bakması gereken kritik göstergelerden biri sadece kâr marjı değildir.

Şu üç süre birlikte izlenmelidir:

**Stokta kalma süresi

  • Alacak tahsil süresi − Tedarikçi ödeme süresi**

Ortaya çıkan süre şirketin nakit dönüşüm döngüsünü gösterir.

Bu süre uzadıkça işletmenin finansman ihtiyacı büyür.

“KÂR EDİYORUM AMA PARA YOK” CÜMLESİNİN ARKASINDA NE VAR?

Birçok işletme sahibinin finans dünyasında en fazla şaşırdığı durum budur.

Gelir tablosunda kâr vardır.

Ama bankadaki para yoktur.

Bunun nedeni çoğu zaman kâr ile nakit arasındaki farktır.

Kâr;

vadeli satışlardan,

henüz tahsil edilmemiş alacaklardan

ve muhasebe kayıtlarından oluşabilir.

Nakit ise şirketin bugün kullanabileceği gerçek kaynaktır.

Şirket kârlı olduğu halde;

stoklarını büyütmüşse,

müşterilerinden tahsilat yapamamışsa,

yüksek yatırım harcaması gerçekleştirmişse,

borçlarını hızlı şekilde azaltmışsa

veya ortaklara kaynak aktarmışsa,

kasadaki para azalabilir.

Bu nedenle işletme yönetiminde gelir tablosunun yanında nakit akışı mutlaka okunmalıdır.

FİNANSMAN PROBLEMİ HER ZAMAN “DAHA FAZLA KREDİ” İLE ÇÖZÜLMEZ

Nakit sıkıntısı yaşayan şirketlerin ilk refleksi çoğu zaman yeni kredi aramaktır.

Ancak önce sorunun kaynağı bulunmalıdır.

Çünkü nakit açığının nedeni;

düşük kâr marjıysa,

aşırı stoksa,

geciken tahsilatsa,

yanlış fiyatlamaysa,

kontrolsüz gider artışıysa,

kısa vadeye sıkışmış mevcut borçlarsa

veya zarar eden faaliyetlerse,

yeni kredi yalnızca problemi ileri bir tarihe taşıyabilir.

Doğru soru:

“Ne kadar kredi bulabiliriz?”

değil,

“Bu finansman ihtiyacı neden oluştu ve hangi yapı şirketi sürdürülebilir hale getirir?”

olmalıdır.

PATRONUN HER AY BAKMASI GEREKEN 8 RAKAM

İşletme sahibi finans departmanının yaptığı yüzlerce satırlık raporun tamamını incelemek zorunda değildir.

Ancak en azından şu göstergeleri düzenli takip etmelidir:

  1. Aylık satış
  2. Brüt kâr ve faaliyet kârı
  3. Bankadaki kullanılabilir nakit
  4. Ticari alacak toplamı ve gecikmiş alacaklar
  5. Stok seviyesi
  6. Ticari borçlar
  7. Toplam banka borcu ve önümüzdeki 12 aylık ödeme
  8. İşletmenin önümüzdeki aylardaki tahmini nakit açığı veya fazlası

Bu sekiz başlık bile şirket yönetimindeki birçok problemi erken aşamada görünür hale getirir.

Asıl değer, rakamı görmekten çok rakamların birbirleriyle ilişkisini anlamaktır.

BANKA GÖRÜŞMESİNE HAZIRLIKSIZ GİRMEYİN

Kredi başvurusu yalnızca evrak tesliminden ibaret değildir.

İşletme sahibinin şu soruların cevaplarını görüşmeden önce hazırlaması gerekir:

Ne kadar kredi istiyorum?

Neden bu kadar kredi istiyorum?

Kaynak nerede kullanılacak?

Şirkete ne kazandıracak?

Kredi hangi nakit kaynağıyla geri ödenecek?

Mevcut borçlarım ne durumda?

Tahsilat yapım nasıl?

Önümüzdeki 12-24 ayda finansal tablom nasıl değişecek?

Bankanın bilanço üzerinde sorabileceği zayıf noktalar hangileri?

Bu sorulara verilen cevapların bilanço, mizan ve nakit akışıyla çelişmemesi gerekir.

Çünkü bankanın güvenini oluşturan unsur yalnızca teminat değildir.

Tutarlılıktır.

DR. FİN YAKLAŞIMI: BANKANIN GÖRECEĞİ TABLOYU BAŞVURUDAN ÖNCE GÖRMEK

Dr. Fin’de yaklaşımımız kredi bulmayı vaat etmek değildir.

Bankanın yerine karar vermiyoruz ve kredi onayı garantisi vermiyoruz.

Yaptığımız çalışma daha farklıdır:

İşletmenin finansal verilerini bankadaki karar vericinin bakış açısıyla inceliyoruz.

Bilanço ve mizanı okuyoruz.

Tahsilat ve ödeme yapısını değerlendiriyoruz.

Mevcut borçları inceliyoruz.

Borç servis kapasitesini değerlendiriyoruz.

Talep edilen limitin gerekçesini sorguluyoruz.

Kredinin kullanım amacı ile vadesinin uyumuna bakıyoruz.

Bankanın görüşmede takılabileceği noktaları başvurudan önce ortaya çıkarıyoruz.

Ve işletmenin kendi içinde bildiği ticari hikâyeyi, karar vericinin anlayabileceği finansal dile çevirmeye çalışıyoruz.

Çünkü bazen problem şirketin kötü olması değildir.

Problem, şirketin kendisini finansal olarak doğru anlatamamasıdır.

Bazen de tam tersi geçerlidir:

Şirket kendisini güçlü zannederken rakamlar ciddi bir risk göstermektedir.

Bu durumda da gerçek problemi saklamak yerine erken görmek çok daha değerlidir.

GİRİŞİMCİLİĞİN İKİNCİ EVRESİ

Bir işletmeyi kurarken girişimci cesareti gerekir.

İşletme büyüdüğünde ise cesaretin yanına başka yetkinlikler eklenmelidir:

finansal disiplin,

nakit yönetimi,

risk yönetimi,

doğru finansman,

ölçülebilir büyüme

ve karar verebilmek için doğru veri.

Bir şirketin sürdürülebilirliği yalnızca ne kadar sattığıyla değil, kazandığı parayı ne kadar sağlıklı yönettiğiyle belirlenir.

Bu nedenle videodaki girişimcilik ve şirket kurma deneyimlerini dinlerken kendinize bir soru daha sorun:

“Ben işletmemin finansal hikâyesini gerçekten biliyor muyum?”

Bankaya gitmeden önce bunu bilmek özellikle önemlidir.

Çünkü bankanın sizin şirketinizi ilk kez inceleyeceği gün, sizin kendi rakamlarınızı ilk kez ciddi biçimde incelediğiniz gün olmamalıdır.


Dr. Fin | Ticari Kredi, Yeni Limit ve Limit Artış Çalışmaları

Kredi başvurusu, yeni limit, limit artışı veya mevcut borç yapınız konusunda işletmenizin bankanın gözünden nasıl göründüğünü incelemek için:

drfin.com.tr

Dr. Fin banka veya finansman kuruluşu değildir. Kredi kullandırmaz ve kredi onayı garantisi vermez. Amaç; işletmenin finansal durumunu, kredi ihtiyacını ve ödeme kapasitesini karar vericinin okuyabileceği biçimde analiz etmek ve başvuru hazırlığını güçlendirmektir.

#KOBİ #TicariKredi #KrediBaşvurusu #Finansman #NakitAkışı #İşletmeSermayesi #LimitArtışı #Girişimcilik #FinansalYönetim #DrFin

← Tüm DrFinTV analizleri

Dosyamı Ön İncelemeye Gönder

Merhaba ben Sezen..